Yer Namık Kemal Üniversitesiydi
İşe yarıyacak parça parça bilgiler verdiler.


Kendi uygulamaları ve deneyimlerinden bir çok olayı anlattı hemde tercümeyi üstlenmişti.

Resimde görüldüğü gibi yavru ve bal görünümü elde etmiş.


Çindeki arıcılığı anlattı.
Çindeki arıcılığın bizden çokta ileri olmadığını anladım.
Halk yine kendi yerel arı ırkı olan apis serenayla bal üretimi yapıyor, yıllık verim 20 kg kadarmış.
Halkın yerel arıdan üretilen bala rağbeti fazlaymış, diğer ballardan iki katı fiyata satılıyormuş.
İkinci bir yerel arı ırkıda iğnesiz arı denilen bir ırkmış.
Arıcılar her iki ırkla çalışırkende maske giyme alışkanlığı yokmuş, sigara dumanıyla arı bakıyorlarmış, her arıcı sigara tiryakisiymiş.yılda iki dönem oğul alıyorlarmış.
Ana arı sütü elde edilen arılar ise yapay döllenme yoluyla üretilen ırklarmış yani hibrit bir ırkmış, bunlar özel arılıklarda bulunuyormuş.
Bir kovandan üretilen yıllık ana arı sütü 7.7 kg mış.


Erkek arı gözlü çift petek ve arasında ısıtıcı var.



Sonrada Kırklareli korumalı arıcılık bölgesine gittiler. Herhalde biraz da buradan biraz ana arı almak için olsa gerek.
Soru bölümünde arıcının birisi hangi ırk arıyla çalışalım dedi:
Gelen cevap kendi bölgenin arısıyla dedi birde başka arıyla çalışacak kadar delimisin gibi bir çeviri yapıldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder