15 Kasım 2009 Pazar

Alternatif tıp:

Eskiden kocakarı ilaçları denilip pek umursanmayan değişik doğal bitkiler artık günümüzde gözde ilaçlar durumuna geldi.
Gitti " kocarı ilaçları" geldi "alternatif tıp". Şifalı bitkiler denilip bir çok kitaplarlar ve şifalı bitkiler satan iş yerleri var.
İstanbul dan bir yakınım değişik otları istiyordu bu seferde değişik sonbahar yabani meyvalarından istedi. İsteklerinin birisi "güvem" eriğin en yabanisi çünkü toplanma zamanı gelmişti.
İlk kırağı düşmeden olgunlaşmıyor, ilk kırağı yaprakları dökünce meyva ortaya çıkıyor ve kolay toplanıyor. kolay dedimse bol dikenli bir meyva altında da çengel dikenli bögürtlenler var, bir de işe yaramayan çok eğimli arazi de eklenince kolay olmadığı görülür.
İki ayrı cinsi var birisi biraz iri değişik yerlerden topladım. artık son meyvalar bunlar, eğer daha önce toplasaydık tadı iyi olmayacaktı son anda topladım.
Olgunlaşmadan yenilmiyor eğer yenilirse çok buruk tadı var, olgunlaşınca buruk tadı azalıyor.yenilmesi hoş olduğundan severek taze olarak tüketiliyor.
Uzun süre kullanılmak istenirse marmelat yapılıyor.

Diğer yabani bir meyvada Anadolunun bir çok yerinde bol bulunan "kuşburnu"aslında yabani gül meyvası da deyebiliriz.
Marmelatı yapılabilliyor veya kurutulup çay yapılmasında kullanılıyor.Kuru öksürüğü kısa sürede kesiyor o yüzden çay yapılıp içiliyor.


Buda başka bir yabani meyva; bir çok adı var da yazmak istemedim.
Bazı yerlerde süs bitkisi olarak kullanılıyor.

Güvem toplarken yerde çiçekte gördüm onu resimledim, arkasından arılığa gitmek aklıma geldi.


Hava ılıktı ama bulutluydu. dışarıya çıkan arı çok değildi salkım durumuna geçmiş olsalarda çıkanları inceledim.
Yaklaşık çıkan her beş arıdan birisi ayaklarında çiçek tozuyla geri geliyordu. Bahardan beri çiçek tozu toplamaya doymamışlar.
Demekki baharda rahat edecek getirdiği çiçek tozlarıyla daha erken yumurtaya başlayacak veya daha çok sayıda yumurta yapacak diye düşünebiliriz ama bence baharda sıkntı çekmeden daha düzenli yavru yapacak ve daha sağlıklı yavrular olacak.

08 Kasım 2009 Pazar

Kasım Ayı gözlemleri:

Bir hafta soğuk oldu, ilk kırağı düştü hatta bir günde sular dondu, arkasından üç gündür ılık güz günlerini yaşıyoruz.Hatta dün hava sıcaklığı 25 derece kadar oldu.
Arılara baktım, çoğunu gözden geçirdim. Girişte ilk kovan anası 2008 di ama güçlüydü ondan işe başladım.
içinde sekiz çerçeve var.
Genelde şerbetlik tarafından ikinci ve üçüncü çerçevede yavru var.

İkinci ve üçüncü çerçeveyi çıkardım. ikinci çerçeve iyi yavru vardı bal kemeri güzeldi.


Kovandaki son çerçevenin dışına baktığımda arı doluydu, yani arı kovan içinde eşit yayılmıştı.


Üçüncü çerçevede yavru vardı ama sırlı bal yoktu, sanırım bu çerçeve hasat sonrası süzülmüş petek olarak konulmuş.

Bu da en küçük kovan hasat sonrası bölünmüş, yardım verilmemiş, bakalım kışı çıkaracakmı.
Kovan içindeki şerbetliği kış boyunca çıkarmıyorum,çünkü şerbetliğin yüksekliği az olduğundan arılar alt kısmına petek örüyorlar bal koyuyorlar aslında onu da bir çerçeve olarak düşünüyorum.
Arısı zayıf olsa da bir çerçeve yavru var. ama geçen hafta soğuk olduğundan günlük larva yok azıcık yumurta vardı.
Başka bir çerçeve sırlı kemerli içine çiçek tozu doldurulmuş sonbahar için yumurtlamaya uygun siyah petekli çerçeve. Artık ilk baharda kullanılcak. yumurta yapılacak yanında çiçek tozu hazır.
Kovan iç örtü bezi olarak çuval kullanıyorum. Tarımsal gübre çuvalarını yıkıyorum sonra içine doğru ikiye katlıyorum düzgün oluyor. bu çuval 50 x 100 cm ölçüsünde olduğundan uygun oluyor.
Kış aylarında iki tane çuval kullanıyorum. Kış daraltmasında alttaki çuvalın yarısını aşağıya doğru indiriyorum.
Arılar kış hazırlıklarına başlamışlar daha çok propolis kullanmışlar, örtü çuvalını iyice yapıştırmışlar.








06 Kasım 2009 Cuma

Kavak yaprakları:

Kavak ağacının yaprakları ile arıcılığın ilgisini bulmaya çalışalım.
Aslında arıcılıkla dedim genel bir hava durumuyla ilgisini kurmaya çalışalım.
Eskiden meteorolojik bilgilerin halka ulaşımı daha zor olduğundan. İnsanlar önceki yıllardaki deneyimlerinden veya kendinden önceki kuşakların bilgi birikiminden yaralanıyorlardı.
Burada belirtmem gereken: kışa girişte kavak ağaçlarının yaprak dökme önceliğine göre o yılın kışın sert mi yoksa yumuşak geçeceği yorumunu yaparlarmış.

Konu şöyle:
Kış girişinde yani bu gün eski iki mevsimli takvime göre kasım günleri - 1 de
Kavak ağaçları yaprak dökmeye en uçtan yani tepe noktalarından başlarsa alt bölümü yapraklı bir görünüm alırsa kış sert geçecek.
Eğer Her üç resimde görüldüğü gibi alt bölümü dökülüp uç kısımları yapraklı kalırsa kış daha yumuşak geçecek derlermiş.
Belki bazı kavaklarda aynı durum olmayabilir. bunlar selvi kavak denilen kavak cinsi.
Belki bu yıl kış mevsimi yumuşak geçebilir ama önceki yıllar gibi kış şubat, mart aylarına kalacak gibi.
Sanırım bu yaprak dökülmesinin bilimsel bir açıklaması vardır

30 Ekim 2009 Cuma

Sepet kovan - 2

Sepet kovanın dışı; yaz aylarında güneşin sıcaklık etkisinden, kış aylarında nem ve soğuğun etkisinden korunması amacıyla dışı değişik otlarla sarılır.
Bu otlar bölgelere göre değişiklik gösterir. burada üçgen saz denilen özel bir sazdan yararlanılır.

Bazı bölgelerde hasır yapılan "papur" denilen hasır sazı veya hasır kamışından,
Bazı bölgelerde "ayı döşeği" denilen bir ottan yapılır.

Eğer bunlarda bulunamazsa en kolayı dışına yine dışı çamurla sıvanmış ikinci bir sepet kovan geçirilir ve üzeri yağmura karşı koruyucu konulur. Bu resimde üzerine üçgen sazdan bir demet kovanın üzerine geçirilmiş, dağılmaması için taşıt tekerleğinden bir çember takılmış.
Üçgen saz toplanıp demet yapılır. demetin bir ucu bağ teliyle sıkıca bağlanır, demetin açık ucu sepet kovanın tepesine geçirilir.
Yani üst tarafı bağlı alt tarafı sepet kovan üzerine eşit kalınlıkta yayılmıştır.

Burada kamış demeti altına konulmuş su geçirmez bir naylon görülmektedir. bu naylon örtü kovan içi nemi dışarıya çıkmasını önlediğinden pek istenilmez.

Resimleri çekerken epeyce yağmur yağıyordu, kamışların sepet kovanı yağmurdan koruduğu görülmektedir.


Sepet kovanın üzerindeki üçgen kamış görülmete, gövde kesiti üç köşe çıkıntılıdır, yerdekilerse kurumuş kamış.

Yağmuru geçirmeyen bir yeri de üçgen kamışın asıl yapraklı uç kısmı. aynı anda hem kurusu hem yeşili buluna biliyor.
Üçgen kamış nemli ve serin yerlerde yaklaşık 1,5 metreye kadar ulaşıyor.

Oğul vermiş bir sepet kovanın sonbahardaki durumu, petekleri var ama arı sayısı yeterli değil.
Burada arılar sepet kovanın iç yüzeyini propolisle sıvadıkları görülüyor, arılar dezenfeksiyonu kendileri güzelce yapmışlar.
Sepet kovanı delik ortaya gelecek şekilde tam geriye yatırıldı, peteklerin deliğe tam dik örüldüğü görülüyor, yani bazıların dediği gibi "kılıç arı".
İkinci bir sepet kovan yeni oğul ana arısı gençmiş iyi yavru yapmış hemde peteklerde aşağıya kadar uzanmış.
Yanındaki petek izleri bu kovandan bal alındığının işareti.
Bu arıda peteklerini uçma deliğine göre biraz yan yapmış arıcıların deyimiyle "çörekçi arı".

20 Ekim 2009 Salı

Sepet kovan - 1

Ülkemizin değişik bölgelerinde ilkel kovanlar kullanılıyor.
Marmara Bölgesinin tamamına yakınında. aynı zamanda İç Anadolu ve Ege Bölgesinin Marmara Bölgesine komşu olan yerlerinde ve daha çokta göçmenlerin kullandığı kovan cinsidir.

Sepet kovanlarda kullanılan malzeme genellikle dere kenarlarında bulunan söğüt ağacı çubukları, fındık çubukları, bazı yerlerde orta kısmı kamıştan ve iskeleti söğüt dalından yapılıyor.

Trakya'da arıcılıkla ilgili konuşmalarda kaç tane sepetin var denir, arı sayısı sepet sayısıyla ölçülür. çünkü bal denilince aklada petekli bal gelince sepetin ne kadar anlamlı olduğu akla geliyor.

Sepet kovanlar fiyatı ucuz ve alınması kolay olduğundan bir çok evin bahçesinin kenarında kendi evinin balı için bir kaç sepet bulunur.Arıcılığı tamamını sepet kovanla yapanlar.
Arı alım satımında öncelik sepet kovan arısındadır.arısını kaybedenler veya yeni başlayanlar sepet kovan alıp işe başlarlar

Sepeti mayıs ve haziran aylarında, pazarın bir kenarında sepeti örenler getirip satarlar, bir ağaç kovan fiyatına yaklaşık 15 sepet alınır.
Sepet kovan dış görünüş olarak dik koni, yanları hafif dışarıya şişkindir.

Derinlik ölçüsü ( eksen ölçüsü) 46 cm üst kısmı daha toplu şekildedir.


Alt taban çapı içten 41 cm dir bu benim ölçtüğüm herhangi bir sepetin ölçüleri ama daha değişik ölçüde olanlar vardır.
Bir sepetin iç hacmi yaklaşık 26 dm kübdür. buna karşılık bir longstroht ballığın iç hacmi 45.5 dm küb olduğu düşünülürse sepetin iç hacmi küçük olduğu görülüyor.

Sepet kovan dik konumda durur veya yan yatırabilisiniz. Üst kısmında bir sapı vardır, taşınması bu saptan tutulup yapılır.

Aynı zamanda yakın dallardaki oğul alınmasında kullanırken bu saptan yararlanır.

Sepet kovanın altına sepetin dışına taşacak şekilde tahtadan düz bir altlık yapılır. ön kısmı uçma görevini yapacak şekilde daha geniştir.

Sepet kovanına içten bakılınca dikme çubuklarının 15 tane yani tek sayıda olduğu görülüyor.


Sepet kovan kullanır durumunda olması için dışının çamurla sıvanması gerekir. hatta bazı yerde içtende sıvanır içten sıvanmasının nedeni çamur parmak arasından çıkıntılı bırakılır arının petek örmesi için yönlendirme yapılmaya çalışılır, yani arıyı kılıç arı, kalkan arı, çörekçi arı diye adlandırmak için yapılır, ama arı herzaman buna uymaz.
dışına kullanılan çamur için çorak toprak aranır içine çokça kılçık denilen ince dövülmüş saman katılır, bir gün dinlendirilip sıvama işlemi yapılır.
kılçık yerine kıra gitmeyen yani otlamayan 6 aydan büyük dana 'mayısı'( gübresi ) kullanılır, çamur biraz kuruduktan sonra sulu bir bezle yaldızlama yapılır.

Şu an kullanılmakta olan bir sepet kovan üzerindeki çamur biraz aşınmış halde.

Bende sepet kovan olmadığından bu fotoğrafı çekmek için komşu köye gittim, orada müthiş bir arıcı var Ahmet Çelebi onun arılarının fotoğrafını çektim. müthiş dedim arıcını bir kolu yok her işini yapıyor. traktörünü de kullanıyor, arılarınada bakıyor, ava gidiyor, balığa gidiyor her işini görüyor.

Buraya kadar sepet kovanı tanıtmaya çalıştım.

11 Ekim 2009 Pazar

Yağmalanma:






Arıcıların genelde sonbaharda en sıkıntılı anları arılı kovanların yağmalanmasıdır.
Yağmalanmaya neden olabilecek bir çok şecenek bulunabilir.
Bunların bir kaçını sayarsak:
Arılıkta zayıf arılı kovan bulundurmak.
Zayıf arılı kovanları güçlü kovanlarla yanyana bulundurmak yani kovan dengelenmemesi yapmamak.
Zayıf olan kovanların uçma deliği daraltılması yapılmaması.
Varrao savaşında etkili ilaç ve ilacı zamanında kullanmamak.
Kovan yapım hataları olmak.
Zamansız besleme yapmak.
Sonuç olarak kovanın sönmesi önemli değil, o kovanın zayıf düşmesinin nedenlerini de araştırmak da gerekir ve hastalık bulaşması yaşanabilir. Örnek: yavru çürüklüğü gibi.
Aslında yağmalama çalışması arıların dışarıda buldukları tatlı sıvı gıdaları kovana taşımasıdır.
Yağmalama yapılmış kovanın dışarıdan bakılınca ilk görüntü; uçma deliği ve uçma tahtası pisliğidir, yağmacı arıların çaldıkları balların birazını sağa sola dökerler, pislik yaparlar.
Eğer yağma anını yakalarsanız görüntü şudur:
Uçma tahtasında birbirini çekiştiren arılar, kovana giren tüyleri dökülmüş, kararmış arılar, ani ve ürkek uçuşlar, aynı zamanda arılıkta kaynaşma ve daha yoğun uçuş vardır.
Kovan hatası dedim:bulunduğum yerde çam kereste bulmak zor, ondan dolayı dört yıl önce söğüt ağacından kovan yaptım, yetmedi iki tanesinin arka ve ön parçalarını kara kavaktan veya diğer adı dallı kavak, orman kavağı denilen ağaçtan yaptım. zamanla gövde arka ağacı çatlamış.
Besleme olarak verdiğim şerbetin kokusunu petek gözlerine doldurulmasına rağmen alan arılar çatlağa yığılıyorlar fakat kovana giremiyorlar.
Uçma deliğinden girmeye çalışan sarıca arıların sonu hüsran.
Şu anlar sarıca arıların en saldırgan günleri bir bakıma kış gelmesini veya havaların soğumasını diliyorum.
Sarıca arı kapanlarına artık daha az giriyorlar, yerine iri kara sinekler giriyor, kapanı döktüm yeniden düzenledim.


Sarıca arılar yalnızca arı kovanlarına değil meyvalara da zarar veriyorlar. dalındaki salkım üzümün hali;
Sarıca arının deldiği üzüm tanesi bal arıları için başlangıç oluyor.
Kovanların bir kısmı çalışırken bir taneside yavru uçuruyordu

Son bahar denilince gerçekten bu yıl bahar bölümü ortaya çıktı, yağmurlar çok yağınca her yer yeşerdi bazı bitkiler yeniden hayat buldular. kudret narı yeniden meyve yaptı.

Bir çok bitki yeniden çiçeklenme yaşıyor, belki arılar için yaralı olur demek istiyorum ama kovanlarda yeterince çiçek tozu depolanması yok.

08 Ekim 2009 Perşembe

Çevre gezisi:

Bir iş için yakın çevrede bir geziye çıktım. Dönüşte değişik yoldan gelirken adını hatırlayamadığım bir köy çıkışında bir tarih yakaladım.
Yakınından geçerken arabayı durdurup inceleme yaptım.
İnsanların elektiriği tanımadan önce değişik enerji kaynaklarını kullanmışlar, bunlardan biriside rüzgar enerjisi.
Burada Rüzgar enerjisini kullanan bir yel değirmeni.
Tabiki yel değirmenin asıl pervane kısmı yok olmuş, bina gövdesi taş yapı olduğundan ayakta kalmış, Yaklaşık çapı 6 metre kadar içten yüksekliğide o kadar, güneye bakan tarafta kapısı var.
İçerisinde buğday öğütmek için olan kayası duruyor. terk edilmişliği üzüntüsüyle yan yatmış, el atacakları bekliyor gibi kapıya hüzünle bakıyor.

Yel değirmeni kanatlarının dönmesini değirmen kayalarına aktaran ağaç mil ve onun dik durmasını sağlıyan yatay kiriş ağacı hala duruyor.
Çevre insanları duyarlıymış hiç bir şeyini ellememişler, yalnızca doğal bir şekilde yıkılmaya başlamış.
Hani derler ya ocağına incir ağacı dikeceğim diye burada da incir ağacı çıkmış yavaş yavaş yıkımını yapıyor.

Zamanı gelince bir tarihi yapı deyip el atanlar çıkması dileğiyle.

Arıcılar için bir yenilik görüntüledim. "kovan iç örtü bezi" bez plastikle güçlendirilip daha sert ve dayanıklı duruma getirilmiş.

Üstten besleme için besleme kutusunun deliğinin geldiği yer kolayca açılacak şekilde yapılmış.

Ne kadar kullanışlı olduğu önümüzdeki yıl kullananların yorumu ile belli olacak.