22 Ekim 2011 Cumartesi

Kek yaptım:

Havalar sonbahar durumuna geçti, artık kovanları sık sık açmak zorlaştı.
Başka işlerin yanında arılara bakamıyoruz.
Beslenme şeklide değişti.Kek yaparken yoğurma gereğini duymuyorum.
Pudra şekerini agzı kapanılabilen bir kap içine kek yapmak için dolduruyorum.

Bir tencere içine ölçülü olarak yarısına kadar su dolduruyorum ve kaynatıyorum.
Kaynar su içine aynı ağırlıkta bal koyuyorum, tam kaynamaya başlayınca ateşi kapatıyorum.

Kaynar sıcaklığa getirmemin nedeni arılara zararlı bir mikrop varsa, onu yoketmek amacıyla yapıyorum.

Kaynamış bu karışımı sıcak olarak pudra şekerinin üzerine döküyorum.

Kabın kapağını kapatıp kenara koyuyorum,kek her yerde aynı yumuşaklıkta olması için arada bir kabı değişik konumda yatırıyorum.

Kek yapıldıktan bir kaç saat sonra da verilebilir veya on - on beş gün sonrada verilebilir.

Soğuk günlerde bir şey olmasa da yaz aylarında uzun süre kalırsa ekşi kokmaya başlıyor ama bozulmuyor.

Ölçü:
10 kg pudra şekeri
1 kg su
1 kg bal

Bu yıl çok değişik olduğunu daha önce yazmıştım.
Bir tarlada 6 ekim günü hala yeni açmış ayçiçeği vardı, o tarla hala biçilemedi duruyor, biçmek zorda olsa ürünü kurutmak daha zor olacak.

30 Eylül 2011 Cuma

Son düzenleme:

Temmuz ortasında aldığım komşunun kovanlarını arılıktan uzak bir yere koymuştum.
İçleri çok düzensizdi biraz ayarlama yapmıştım.
Peteklerde yavru fazla olduğundan kesip çıkaramamıştımBirisi tek katlıydı peteklerin beş adedini çerçeveye takmıştım, geriye yavrulu iki çerçeve boşluğundaki petekler kalmıştı, onları da kesip aldım.
Diğerleri ballıklıydı.
Kuluçkalıkta ortadaki yavrulu petekleri alamamıştım, onlarıda aldım.
Üçüncünün kuluçkalığında üç çerçeve yerinde petekleri aldım.
Petekleri almak biraz zor oldu.
Peteklerin yanındaki çerçeveleri çıkarıp, resimdeki aletle ancak kesebildim.
Dördüncü kovanın iki ballığı vardı üst ballığı aldıktan sonra alt ballığı boşalttım, sonra yandan petekleri kesip boşalttım.
Bu kovan epeyce güçlüydü.
Yavru durumları iyiydi görüldüğü gibi epey geniş yavru alanı vardı.

16 Eylül 2011 Cuma

Karakovan balıymış:

Özel çerçeveler içine petek takmadan veya çok küçük kılavuz petek takıp, peteğin geri kalanını arılara ördürüp, bal yaptırmak için yapılmış uygulamalar.
Arıcılık dünyasında kara kovan balı diye adlandırılan ama aslında bir farkı olmayan bal için yapılan uygulama.
Bu uygulamalarda ballık içine 9 çerçeve koyuyorum.
Bir seksiyon çerçeveli, bir tam petek takılmış petekli çerçeve koyuyorum.
Tamamı seksiyon konulunca petekler düzgün işlenmiyor.Yarım kat ballık çerçeveler içine üç adet seksiyon çerçeve yerleştiriyorum.
Bu çerçeveler dolunca 650 gram geliyor.
Tam kat çerçeve içine iki adet kasnak koyuyorum.
Kasnak doldurulurken işi abartmışlar yanlarını da doldurmuşlar.
Başka ölçüde seksiyon çerçevelerden tam kat çerçevelere 8 adet konuluyor. bunları dolmuşu da 350 gram geliyor.
Dar şerbetlik kullanılınca alttaki boşluk arılar tarafından petek örülerek tamamlanıyor, kışlık yiyecek depoluyorlar.
Aybaşında kırlangıçlar gidince rahatlamıştık, şimdide arı kuşları ziyarete başladılar.
Resim büyülünce görülüyor arıları ağaçların içinden topluyorlar.

8 Eylül 2011 Perşembe

Bostancının sonu:

Kendimize kadar biraz kavun, karpuz ektim.
Ayçiçeği ekilen tarlalar da, ekimden sonra ilaçlama yapılmadığından bir parçası herkes kendine kadar, kıraç ortamda yetişen kavun, karpuz, bezelye, nohut, mercimek, mısır, zerde otu( adi safran), çörekotu gibi, illede kıraç dometesi ekilir. Bende kavun, karpuz, mısır, kekik, çitleme ayçiçeği, çitleme kabağı ektim.
Bu ektiğim yer dere boyu olduğundan, geç tava geldiğinden o şekilde değerlendirdim.
Genel olarak hibrit tohum uzak durup kendime göre bir şeyler ektim.
Bu karpuz da yerli bir çeşit adı:"sare".
Kalın kabuklu, uzun süre içi geçmeden duruyor.
Pembeleşince yenebiliyor, tadı çok güzel.
Bir kusuru var çekirdekleri iri oluyor.

Bu da yerli karpuz ama görüntüsü piyasada satılanlara benziyor.
Aynı karpuzun hibrit olanını da ektim.
Bu "gönen" kavunu denilen tatlı ve yumuşak cins bir kavun
Bu "topatan" denilen içi tam kavuniçi renginde çok tatlı bir cins.
Önce yeşil oluyor, sonra sararıyor ve sapından kopuyor.
Sert kavun cinsi olan "kırkağaç" dediğimiz kavun adı "dalaman" diye geçiyor.
Bunun tam adını bilmiyorum.
Şekli incire benziyor ben adına "lop" diyorum.
Aslında bu resimleri çekeli 40 gün kadar oldu.
Aslında bu yazıyı yazmama neden olan bostan zararlıları:
Kavun ve karpuzun da bir çok zararlısı var veya hazıra konanlar diyebiliriz.
Karpuzun iki deliği varsa, bir yerden girilip karşısında çıkılmışsa "FARE"
Çok az kabuğu kemirilmişse "KAPLUMBAĞA"
Resimdeki gibi karpuzların üst bölümü yenmişse "TİLKİ"
Yakın tarlalarda resimdeki gibi tırnak takılmış olarak taşınmış kavun ve kapruz varsa "PORSUK"
Bu hayvanlar genelde bir kaç kavun karpuzla idare ediyorlar.
Ama "DOMUZ" girmişse yandınız.
Sürü olarak gezdiğinden karpuzları ikiye üçe bölüp hepsini dağıtıyorlar.
Mısırı koltuk altına alıp, sıradan hepsini yatırıyorlar.
500 metre kadar uzağıma iki kere girdi karpuzu bitirdi.
100 metre kadar yakındakine girdi mısırları bitirdi.
Ama benim adresimi şimdiye kadar bulamadılar.
Asıl yazı nedeni bu işte.
Önceki gece köyden birisi vurmuş, traktöre takıp getirmişler.
Yazının başlığı gibi bostan zararlısının sonu bu oluyor.

31 Ağustos 2011 Çarşamba

En verimli Kovan

2011 Ayçiçeği balı üretim yılı umulanın üzerinde oldu.
Tahmin yaptım ama beni yanıltı, bütün her şey 2 veya 3 hafta geriden geldi.
Bende bal üretmek yerine arı ürettim, biraz zararlı çıktım..
Bir yılda üç hasat oldu.
Birincisi kanolaydı, çok balını almadım ama arının üreme zamanı olduğundan; arının besleme sorunu kolay oldu.İkinci hasatta bir kaç resim çektim onun bazılarını paylaşayım:
En verimli kovan deyip başlık yapınca önce ana arıdan başlamak gerekecek.
Bu 2010 doğumlu bölgenin kendi arısı olan yerli ana arı.
Renk olarak sevdiğim vücut ölçüleri uyumlu bir ana arı.
(sakın 90.60.90 sanmayın)

Bu da o ana arının kovanı;
Temmuz sonunda ana arı iyice yumurtayı kesmişti o yüzden 16 büyük çerçeve bal aldım süzdüm yalaması için geriye koydum.
Cumartesi günü yine baktım, aynı çerçeveleri doldurmuş ve sırlamışlar.
Yarım katı birinci hasata yakın sıkışıklığı önlemek içi koymuştum o yüzden birinci hasatta hiç ellemedim.
İkinci hasatta 12 büyük çerçeve, aynı zamanda 9 da yarım kat çerçeve bal aldım.
Bu kovandan herhalde üç tenekeye yakın bal çıkmıştır.
Aynı zamanda arı ve ana üretimde diğerlerine yardım amacıyla 6 veya 7 çerçeveyi yavrulu olarak aldım. İkinci ekim olarak hala çevrede ayçiçeği tarlaları var, arılar onları ziyaret ediyorlar.

Şimdi Sn.Halil Bilen bana kızacak ama. ben yine ballıklara 9 çerçeve koyuyorum, bu da onun görüntüsü.
Önceki yıllarda 5100 gram gelen çerçeve vardı.Bugün için hala boşluk kalan yere petek kabartan kovanlar var.
Kışa hazırlık olarak kayık şerbetliklerin altına petek kabartıp bal dolduruyorlar.
Kış için kovan içi daraltmada daha iyi oluyor.
Yalatmak ve temizletmek için konulmuş bir çerçeveyi doldurup ve iyice sırlamışlar.
Bu da küçük adam bayramlaşmak için geldi.
Çocuk herşeyi oyun sanıyor, suyla oynamayı seviyor.
Hemen hortumun başına geçti çiçek sulamaya başladı.

5 Ağustos 2011 Cuma

Ayçiçeği olgunlaşıyor:

2011 yılı ayçiçeği geçte olsa olgunlaşmaya başladı.
Yaklaşık iki aya yakındır yağmur yağmasa da yine de ayçiçekleri oldu.Bir hafta kadar önce çekilmiş resimde ayçiçeklerin en olgun ve en yeşil devresi gözüküyor.
Ayçiçeğinde yoğun çiçek tozu olunca birazı rüzgar, birazı da arılar tarafından dökülüyor.
Çiçek tablasının altındaki ilk yaprak sanki yemek yerken kullanılan peçete gibi kirleniyor.
Bu da erkek ayçiçeği:
Aralarda tek tük var demek ki diğerlerini dölleme görevi için tohum içine karıştırılıyor.
Saydım bir kökte 22 tane kafa vardı.

Ayçiçeği açtıktan 3 veya 4 gün sonra bal özü vermeye başlıyor.
Bu ilk dönemde çiçek tozu veriyor.
Bu da yeni bal özü vermeye başlayan ayçiçeği.
Bal özü akımının en yoğun olduğu günlerdeki en çok bal özü akımını sağladığı dönemdeki görünümü.
Yani arıcıların en sevdiği görünüm.
Artık olgunlaşmış, sarı yaprağını uçurmuş, arıyla işi bitmiş görünümü.
Kuzeyli rüzgarlar hep eserse tanesi besleyip dolgunlaştırır.
İkinci ekim yapılmış tarlanın bu günkü görünümü.
Bakalım arılar yararlanacak mı?

23 Temmuz 2011 Cumartesi

23 temmuz 2011 cumartesi arıcılık paneli:

Her yıl olduğu gibi 2011 üretim yılı ayçiçeği balı için düşünülen borsa açıklaması bu gün yapıldı.Borsa öncesi Sayın prof. Muhsin Doğaroğlu yumuşak anlatımıyla sonbahar da neler yapılması gerektiğini anlattı.
Panel öncesi Tekirdağ ve Çanakkale Birlik Başkanlarıyla fikir alış verişi yapıyor.
Bu yıl gezginci arılar Trakya ya ayçiçeği balı için gelmek istemediklerinden, az katılım vardı.
Ben de ön sırada yerimi aldım.
Sonbaharla ilgili epey bilgi aktarımı oldu.
Burada kış aylarında balları süzülmüş peteklerin saklanmasını biraz değişik anlattı.
Belediye yetkilisi şükranlarını sunuyor.
İşte arıcılar için zurnanın zırt dediği resim, Bal borsası yani 1 teneke bal fiyatı:
Bu açıklama üst yönetim kurulu üyesi Düzce Arı yetiştiriciler birlik başkanı Sayın Cafer Kaba tarafından yapıldı.
Ayçiçeği fiyatı olduğundan Trakyada olması gerekiyor. buraya arı getiren illerin Birlik Başkanlarının katılımıyla balın maliyeti belirlenmiş.
1 teneke balın arıcıya maliyet fiyatı 160 tl olarak belirlenmiş.
Cafer Beyin Söylediğine göre maliyet fiyatının üzerine 15 tl daha koyarsanız satış fiyatı çıkar dedi.
2009 da 175 tl, 2010 da 163 tl, bu yılda 160 tl. demekki enflasyon yok.