7 Eylül 2009 Pazartesi

Eskişehir gezisi

Şu an sabah saat 5 te başlayıp halen yağan yağmurdan dolayı işim yok, gezi resimlerini yükleyip yazı yazmak için iyi oldu.
Sıcaklık 3 gün önce 40 dereceydi şimdi 17 dereceye düştü.
Geçen hafta Eskişehir gezisi yaptım.
32 yıl önce okulu bitiren sınıfın birisi her yıl iftar düzenliyor, bu iftar 14 yıldan beri kesintisisiz olarak sürdürülüyor. 28 ağustos günü orada olacak şekilde yola çıktım.iftarda eski arkadaşlarla ve öğrencilerimle gece saat 12 ye kadar birlikte oldum.
Şöyle çevreme baktım öğrencilerimin bir kaçı dışında emekli olmuşlar. kimisi çoçuklarını evlendirmiş kimisi de dede olmuş.
Sayfamız arıcılık ağırlıklı olduğundan Eskişehir arı yetiştiricileri birlik başkanı da oradaydı tabiki o da öğrencim.

Cumartesi günü Bünyamin Beyi ziyaret ettim Mahmudiyeli arıcılardan Erhan Bey ve Hasan Basri Beyle birlikte oldum.

Pazar günü Kütahya'ya doğru gittim giderken tepenin üstünde selçuklular tarafından alınmış Eskişehir kalesini görüntüledim. Kalenin bu tarafında düzlükte Camisinde Osmanlıların kurulduğuna dair hutbenin okunduğu Karacaşehir Köyü var

Arada bir arıcılık malzemesi satan iş yerinde yeni malzemeleri görüntüledim. Birisi iki parçalı bal süzerken kullanılan hem süzgeç hem huni görevini yapıyor.
Tranvayda giderken yeni adalet sarayını görüntüledim


Bir zamanlar burası trafiğin yoğun olduğu İkieylül Caddesi şimdi Tranvay yolu olarak kullanılıyor.

Yeşil alanlar bir kaç yıl içinde belki 10 katı artmış hemde nitelikli olarak.
Bulunan her yer yeşillendirilmiş.
Bunlardan birisi kentpark:
Kent parkın içinden giriş kapısı düzenli olarak görülüyor

Kent parkın diğer ucunda mezbaha vardı şimdi yeniden düzenlenmiş kültür amaçlı açılmayı bekliyor.

Eskişehir'e hayat veren Porsuk Çayı temizlik amaçlı bir çok regülatörle bölünmüş ve çevresi de yeşillendirilmiş.

Kent parkın altından geçen porsuk temizlenmiş ve değişik kayıklarla geziliyor.

Kent park üst havuzu kocaman bir göl boyu epey uzun.

Orta havuz yakın zamanlarda günün konusu olmuştu Eskişehir'e plaj yapıldı diye. Epey geniş tutulmuş.
Büyükler için kumsal ve havuz çocuklar için kumsal ve havuz ortada ise olimpik ölçülerde yüzme havuzu.

Biz gezerken büyüklerin girdiği kumsal ilaçlama nedeniyle kapalıydı.

Kayıklar akşamı bekliyor.



Üst havuzun başka görünümü

Bir zamanlar burası kiremit fabrikalarıydı, toz toprak içindeydi, şimdi alış veriş merkezleri.

Şehir içinde her kavşak yeniden düzenlenmiş

Bir zamalar burasıda çöplüktü, şimdi yeşillenmiş


Uzun süre görev yaptığım okul bahçe içinden bir resmini çektim.
Eğitim kenti olan Eskişehir'de okur yazar oranı eskiden de en yüksek illerdendi şimdi onun devamı sürdürüyor.
31 Ağustos günü çalışan arkadaşları gördüm hayrola dedim nereye?
Abi dediler yeni öğretim yılı başlıyor öğretmenler toplantısı var oraya gidiyoruz okul toplantı salonu almıyor başka yerde yapıyoruz dediler. öğretmen kadrosunu sordum 270 kişi dediler. Bu sayı bazı illerdeki okuldaki toplam öğrenci sayısı kadar dedim.

5 Eylül 2009 Cumartesi

Bahçeden - 1

Bahçede yetiştirdiğim sebzeler tabiki öncelikle domates.
Dalında olgunlaşmış domatesin kabuğunu soyup doğrayıp acı biberle. zeytinyağlı olarak yemesini severim.
Her yıl olmasada bahçede çok çeşitli domates ekiyorum, bu yılda beş türlü domates var.
Öncelikle hibrit olmayan türler olmasını istiyorum. Üstte tadını en sevdiğim yerli domates; içi dışı kırmızı, bol sulu oturak domates.

Bu domatesin basitce yetiştirmesini de aşağıda anlatayım.

İkincisi pembe domates bu da bol sulu hatta adına internette site hazırlanan domates


Üçüncüsü sarı domates tadı diğerleri kadar değil değişik görünümü var. hibrit domates türü.



Salçalık ve kurutmalık daha az sulu et kısmı çok hibrit bir domates türü.

Şimdi gelelim yetiştirmeye ben kendimce bazı uygulamalar yaparak daha iyiye gitmeyi amaçlıyorum.
Tohum alırken domatesi üç eşit parçaya bölüyorum, yalnızca ortasının tohumunu alıyorum.


Orta bölümdem gelişmiş az sayıda tohum çıkıyor. çekirdekleri süzgeçte yıkıyorum, kağt üzerine koyup gölgede kurutuyorum. Kağıt üzerine adını ve yılını yazıyorum, naylon bir yere koymadan saklıyorum.

Tohumları mart ayının ikinci yarısında dikip sera içinde çimlendiriyorum. Nisan sonunda da bahçeye dikiyorum.
Domates fidelerini; sırası 1 metre, sıra üstü yarım metre olacak şekilde karıklara dikiyorum.
Domates meyvası görnünceye kadar az az suluyorum, daha sonra bol suluyorum.
Oturak domates olduğundan dal diplerinden çıkan sürgünlerin ( dipçik veye koltuk da denir) en az iki en çok beş tanesini koparıyorum.
Eğer bahçede domates bitkisi az varsa bu kopardığım dipçik dallarını gölge bir yerde toprağa gömüp köklendiriyorum, sonra bunları diğer domatesler gibi dikiyorum.
Sırık domates ekilince dipçik yerine dalları koparıyorum

Bir başka ürün patlıcan: üç çeşit patlıcan var. pek fazla bilinmeyen bir çeşit uzun patlıcan.
Boyu yarım metreye kadar uzayan, az çekirdekli yumuşak bir tür.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

2010'a hazırlık:

Bir haftadır arada bir gidip arıları kış düzenine sokuyorum.
Tabi ki ilk iş olarak üzerinde kat bulunanların katlarını aldım.
Birinci hasattan sonra temizletmek amacıyla ballıklara koyduğum çerçevelerinin bazılarına yeniden bal doldurmular ve birazda sırlamışlar.
bazı çerçevelerede bal doldurmuşlar ama sırlama yok genelde çakır diken ve kara süpürgelerden bal özü geliyor sanırım.
Kara sürürgeden mor renkli çiçek tozu da taşıyorlar.

Sonbahar dönemi yavruları çıkmaya başlamışlar. Yavru çıkan çerçevelerde bal kemeri az geldi.


Bunlarda işi abartanlar; küçük şerbetliklerin altına erkek gözlü petek örmüşler bunu genelde varrao savaşı için kesiyorum sonra yeniden kovana koyuyorum daha sonra yeniden petek örüyorlar.
Bu şerbetliği yazın besleme yapmadığımdan ballık katına koyarken altına gelen kuluçkalığın içine çerçeve konulmayınca aşağıya doğru petek salmışlar.

Bu çerçevede aynı şekilde boşluğa denk gelince petek salmışlar ama kovana gelen bal özü yeterli olmayınca peteği bal dolduramamışlar.

Arkadaşların bazıları zıplayan kurbağa, bazıları yavru kumru tutmuşlar, bende uçan karga yakaladım.
karga epey yabaniydi hem gagalıyor hem ısırıyordu.





17 Ağustos 2009 Pazartesi

Panelden izlenimler:

15 - 08 - 2009 cumartesi günü yapılan arıcılık panelinden izlenimleri yazmak istedim :
Burada yazacaklarım konuşmanın satır başları olacak, hatta konuşmanın içinden cımbızla çektiğim bazı cümleler ve tek tek kelimeler olacak.

Trakya arıcılığın sorunları:
1 - Değerli gen kaynakları: Anadolu ırkı sanılan Trakya arısının % 82 oranında karniyol arısının genlerini taşıyormuş ve üretim projesi vapıldığı.
Çok ve ani değişken hava yapısı var. bu hava değişkenliğine uygun sepet kovan kullanılıyor.
Bu arının genetik yapısı olarak; kovan içine silkelenmiş arı saldırmıyor ve akşam üzeri geç saatte karanlıkta kovan açılıp bal alınabiliyormuş.
2 -Trakya'da zengin bir bitki yapısı var.
yirmi yıl önceki ayçiçeğinin olmadığı, genetik bozukluklardan dolayı bal verimin düştüğü.
Bu yıl bal olmadı diye bir durum yok; arısını düzenli çoğaltan 3 günde bir katı doldurur.
3 - Geleneksel arıcılık: Bölgede eskiden beri sepet kovanların kullanıldığı.
Değişken hava şartlarından dolayı dadant gibi derin çerçeveli kovan kullanılmasının daha uygun olduğu.


Bölgenin temel sorunları:

1 - Üreticinin sosyal yapısı bölge insanı yalnızca arıcılığa bağlı kişilerin olmaması.
2 - Ayçiçeği tarımı için arı gerekli floranın kullanımı gerekli
güçlü bir kovan yılda 650 kg bal getirir.
ancak tarlacı sayısı çok tüketici sayısı az olmalı.
3 - Damızlık kullanımı: bu bölge için en uygunu bölge arısıdır.
gerekirse ana her yıl değiştirilmeli.
veya ana arı iki yaz bir kış kalmalı.
4 - Ekipman kullanımı: uygun zamanda kullanmak üzere her kovan için 20 adet kabarmış çerçeve olmalı. ana bal akımında 7 günde bir kat atmalı.
5 - Ekipman kullanımı: modern arıcılık ekipmanları kullanılmalı.
6 - Hastalık ve zararlılarla mücadele etmeli hastalıkları iyi takip etmeli.
7 - koloni yönetimi: arıcı koloni yönetimini iyi bilmeli.
8 - Pazarlama:Asıl sorun üretilen balın pazarlaması .

Bakım ve Besleme:
Ayçiçeği balı alındıktan arılar beslenmeli. olgunlaşmış bal ekşimez.geç beslenince arı salkıma giremez. son baharda önce 200 - 300 gram kek verilmeli. eğer kovanda yoksa mayalandırarak zarları parçalanmış polen verilmeli.

Çevre koşulları:kışlayan bir kovanda stres sınırı olarak 8,5 - 9 kg bal bulunmalı. hatta bir kovanda 10 kgdan az bal bulunsa bile arı bunu tüketmez ileriki günlere saklar.

Popilasyon desteği: son baharda ve ilk baharda arılar beslenmeli.
1 şeker verirseniz size 3 bal olarak geri döner.
20 şubattan sonra iyi günlerde arılara şerbet verilmesi.
Erken baharda 2 / 1 şerbet daha sonra 1 / 1,5 şerbet verilmeli.
Erken baharda polen keki verilmeli.
Kurutulmuş polen arıya verilmez.


Arıcılıkta korunma:
1 - Genetik yapı
2 - temiz ve pasaklı arıcı var.
3 - Kolonilerin doğru beslenmesi.
4 - Çevresel faktörler( nem ve CO2 gazı)
yavru hastalıkları tanımak
ufak bir parçada 100 milyon Amerikan yavru çürüklüğü mikrobu var, 50 adet mikrop bir arıyı öldürebilir.
Yavru çürüklüğü kuvvetli kovanda başlar.

Arı sırtında varrao varsa, geçmiş üç yılı sorgulamak gerekir yapılan ilaçlama etkili olmamış.

Organik asitlerle varrao ilaçlaması yapılmalı.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Festival etkinlikleri:

Ayçiçeği festivalinin bir günü de arıcılık konularına ayrılıyor.
Ayçiçeğinin tozlaşmasını sağlayan ve ayçiçeğin bal üreten aracı eleman olan festival etkinlikleri içerisinde yer vermemek olmaz.Panelin konusu "TRAKYA ARICILIĞI"
Panel öncesi arıcılar toplanmaya başladılar. diğer ilçelerden ve il dışından gelenlerde vardı.

Üç tane usta arıcı dertleşiyorlar. emekli öğretmen Nedim Koç, Mustafa kardeşimiz, Ofisçi Mehmet.
Panel başlangıcında Sayın Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu yerine aldı. bu arada Kırlareli Arı Yetiştiriciler Birlik Başkanı Sayın Rıdvan Ulus Beyin bir önerisi vardı.
Sonra panelin açılışını Tekirdağ Arı Yetiştiriciler Birlik Başkanı Sayın Şakir Ada Yaptı.

Öneri yerine getirildi protokol yeri değiştirildi ve daha iyi oldu.
Panele Hayrabolu İlçe Kaymakamı Sayın Ali Fuat Türker, Hayrabolu Belediye Başkanı Sayın Hasan İrtem, Tekirdağ Kültür ve Turizm Müdürü ve arıcılar katıldı.
Panelin İlk yarısı bir saat sürdü. Arıcılar Muhsin Beyin Tatlı anlatımıyla bir saatın nasıl geçtiğini anlamadılar bile çünkü anlatılanlar can alıcı konulardı.

Panel ortasında ara verildi. en zevkli yanı da burası tanışma, kaynaşma ve soru sorma bölümü gibi oldu.
Babaeskili bir arıcı kardeşimiz Rıdvan Beyle yanyana gelmişken o anı belgelendirmiş.

Arıcılar bir bölümü de kenardan izlemeye çalışıyorlar.
Rıdvan Beyle beraber Muhsin Beyin yanına oturduk biraz konuşalım diye arıcıların sorularından çok konuşamadık.

Arıcı soruları Genelde arıların beslenmesi ağırlıklıydı.

Panel toplam iki saat sürdü. Arıcılar iyi bilgi yüklendi. Her arıcı ayrılırken Muhsin Bey teşekkür edip gitti.
Panel sonunda Belediye Başkanı Muhsin Bey'e hizmetlerinden dolayı plaket verdi

Ayçiçeği Festivalini düzenleyen arıcılık çalışmaları için panel düzenlesini sağlayan, iki saat boyunca dinleyen, bir ara bu yıl bin adet akasya ağacı ektiğini söyleyen Belediye Başkanı Sayın Hasan İrtem'e plaketini Tekirdağ Arı Yetiştiriciler Birlik Başkanı Sayın Şakir Ada verdi

Bana da Belediye Başkanı ve Kültür ve Turizm Müdürüne bal vermek düştü.

Bu arada bütün hazırlıkları yapan, en çok koşturan, İlçe arıcılarının ufkunu açan, çok çalışkan bir yapıya sahip,Tarım ilçe Müdürlüğünde bizim elimiz ayağımız, Gezgici arıcıların Dert ortağı, Tarım ilçe Müdürlüğü arıcılık sorumlusu Sayın Mehmet Ali Yoldaş ortada uzun boylu olan soldaki İl Birlik Başkanımız, Sağında oturduğum köyün diğer mahallesinin imamı Veysel Ağır ve diğer arıcılar.
Yine İlçenin Bir köyünden arıcı Şerafettin Yörük Muhsin Bey' e bir soru sordu. İki yıl önce Başından Bir yavru çürüklüğü derdi geçmişti, karantina ve ilaçla iş çözmeye çalıştı, şu an bir sıkıntısı yok., tedavi şeklini ileride video çekimiyle belgelendirelim deyip bana teklif yaptı blogda yüklersiniz diyor.
Panel sonunda Arıcılığı tanıtan çeşitli yazılar, arıcılık ürünleri, arıcılık aletleri ve akvaryum kovan gibi elemanların bulunduğu bir sergi vardı.

deneme


asdasdasdasd